22 Ağustosta Türkiye’de yürürlüğe girecek olan internet sansürü, İsviçre’de günün konusu oldu. Gerek basın yayın organlarında gerekse, internetsitelerinde uygulanacak internet kelime yasaklaması İsviçre’de trajik komik olarak değerlendirildi.

 “Çin, Küba, İran ve Afrika’daki diktatörlükler gibi Türkiye’deinternet’e sansür koyacak” şeklinde verilen haberlerde konunun kelimelere kadar indirgenmiş olması tuhaf olarak nitelendirildi. 138 kelimenin yasaklanmış olmasının, tıpkı 1967-1974 yıllarındaYunanistan’daki askeri cuntanın Z harfini yasaklamasına benzediği söylendi.

İsviçre’nin önde gelen gazetelerinden Baslerzeitung, Jan Keetman imzasıyla verdiği haberde, konuya çok geniş yer ayırdı.

Haberde, Türkiye’de Türkiye’deki basının bağımsız olmadığı vurgulanarak, hapishanelerde  60 kadar gazetecinin bulunduğuna dikkat çekildi.

Özellikle Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklanmalarının Fetullah Gülen hareketine muhalefetle ilişkilendiren haberde özetle şu görüşlere yer verildi:

“Türkiye, tıpkı , Çin, Küba ve Iran gibi büyük bir internet sansürüne gidiyor. Aileyi ve çocukları korumak adına yapılan sansürde, internet sürücülerinde belli kelimelerin bulunması halinde kullanıcılar o siteye giremeyecekler. Bundan önce de Türkiye’de uzun süre Youtube giriş çeşitli nedenlerle yasaklanmıştı. Basın özgürlüğü yalnızca bu anlamda sınırlı değil. Bunun yanı sıra 60 gazeteci halen çoğu tutuklu olarak hapishanelerde bulunuyor. Ayrıca iki sene önce büyük gazetelerden Sabah, Başbakan Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Çalık grubuna geçti. Bunu şu sıra yapılan, Milliyet ve Vatan gazetelerinin satışı izledi. Hürriyet gazetesinin de sırada olduğu bildiriliyor.”

There are currently no comments.