merhabalar,

son günlerde türkiye’de özellikle sosyal medyanın dilinde 22 ağustos 2011′de uygulamaya sokulmak istenen internet filtreleme konusu var.

her ne kadar yetkililer, bazı baro başkanları, bazı siyasiler bu filtreleme sisteminin sansür olarak nitelendirilemeyeceğini, aksine daha demokratik bir hizmet sunduklarını söyleseler de; gerek ilgili kurumun şeffaf olmaması, iktidarda bulunan siyasi kişilerin internet hakkında düşünce ve tutumları, gerekse ilgili yetkilerin soru ve itirazlara karşı herhangi bir tatmin edici açıklama yapmamalarından ve devlet eliyle topyekün bir filtreleme sistemine zaten gerek olmadığından, biz ne yazık ki bu durumu ve tutumu sansür olarak nitelendirmekten kendimizi alamıyoruz.

elbette böyle düşündüğümüz ve düşüncelerimizi ilgili mercilere duyurabilmek için, gerekli adımları attık. 15 mayıs 2011′de bu kapsamda türkiye’nin hemen hemen her şehrinde sansüre karşı yürüyüşler düzenlendi. bu yürüyüşlerde, her ne kadar alınan kararlara kızgın olsak da hiçbir hakarete mahal verilmedi, internet kullanıcıları, internetin tüm renklerini sokaklara taşıdı, 15 mayıs 2011 de 10.000 lerin katılımı ile meydanlar rengarenkti…

ama…

15 mayıs 2011 günü ve daha sonrası ülkemizde var olan basın yayın kuruluşlarının büyük bir kısmı, 10.000 lerin katılımı ile gerçekleşen bu protestoları görmezden gelmekten hiç mi hiç çekinmedi.
belki bu durum bazılarına şaşırtıcı gelebilir ama biz hiç şaşırmadık, zira bizler bu devletin başbakanının basın yayın kuruluşlarının patronlarına “köşe yazarlarınıza sahip çıkın” diyebildiği bir ülkede yaşadığımızdan alışkınız.

bazı devlet büyüklerimiz, 10.000 lerin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz sansür karşıtı yürüyüşün tamamını pornoya indirgemekten, yürüyüşe katılan internet kullanıcılarını pornocu olarak nitelendirmekten hiç çekinmemişlerdir.

bazı basın kuruluşları 40.000 katılımcı ile gerçekleşen istanbul yürüyüşü’nü “200 kişi taksim meydanında eylem yaptı” başlığı ile verip, binlerce insanı hiçe saymaktan geri durmamışlardır.

magazinsel her türlü durumu, günlerce, haftalarca gündemden ve manşetlerden düşürmeyen türk medyası, ne yazık ki ifade özgürlüğümüze yapılmak istenen darbeden bahsetme gereği duymayarak, bizlere yalnızsınız mesajı vermişlerdir.
sansüre karşı protestolarımızın, türk medyasından daha çok dış basında yer bulması da gözümüzden kaçmamıştır.

sizlere biraz filtre paketlerinden bahsetmeliyiz;
telekomünikasyon iletişim başkanlığı (tib) mevcut internet profilimiz yerine 4 paket sunmakta. bunlar;
çocuk paketi: bu internet profilinde sadece tib’in belirlediği listedeki web sitelerine girme imkanı var. tib’in bu ak listeyi, ne şekilde hazırlayacağına dair herhangi bir bilgi yahut açıklama yok.
aile paketi: bu profilde bu sefer tib bir kara liste hazırlıyor ve bu kara listede yer alan web sitelerine girme imkanınız yok. kara listenin neye göre hazırlanacağı bilinmiyor.
yurtiçi paketi: bu profilde sadece yurtiçinden yayın yapan web sitelerine giriş yapılabiliyor. internetin doğasına aykırı, insanın aklına ister istemez, ülkeye özel internetin (örneklerini iran, suriye, çin ve küba’da görmek mümkün) temellerini atmak için bir ön adım olduğunu getiriyor.
standart paket: ilgili kurumun tanımına göre sansürsüz(!) şu anda kullandığımız internet profili.

bizlere sunulan demokratik paketler bu şekilde. her ne kadar çoğu insan, tib’i tek tip insan yaratmaya çalıştığı yönünde eleştirse de onlar buna kesinlikle karşı çıktılar ve haklılar onlar tek tip değil, 4 tib (tip) insan yaratmak istiyorlar.

geçtiğimiz haftalarda bu tartışmalar üzerine basına kapalı olarak (ki açık olsa da bir şey farketmezdi biliyorsunuz) tib tarafından internet kurulu toplantısı düzenlendi. bu toplantıya sivil toplum kuruluşları ve popüler internet topluluklarının kurucuları davet edildi. her ne kadar toplantı medyaya kapalı olarak gerçekleştirilmiş olsa da sosyal medya sayesinde toplantıda olan biten her şey an be an internet üzerinden aktarıldı.

toplantıya katılan devlet yetkilileri hiçbir soruya cevap vermedikleri gibi, ankara’dan istanbul’a geldiklerini ve uçakları olduğunu söyleyerek toplantıyı erkenden terketmişlerdir. zaten aynı fikirde olan, filtreleme karşıtı katılımcılar da bir sonuca varamadan ayrılmak zorunda kalmışlardır.

bazı çevreler sansür karşıtlığımızı siyasi bir hareket olarak nitelendirip, düzenlenen protesto yürüyüşlerini yaklaşan genel seçimlere bağlamışlardır, filtreleme sistemi için alınan kararın 2011 şubat ayına ait olduğunu ve bizim neden bu protestoları mayıs ayında gerçekleştirdiğimizi sormuşlardır.

bu sorunun cevabını çeşitli yerlerde, çeşitli zamanlarda cevaplamış olsak da, tekrar cevaplayalım:
“bizler internete getirilmek istenen bu filtreleme sisteminden ancak bazı büyük internet sitelerinin servis sağlayıcılarına atılan kapatma emirleri ile haberdar olabildik, tepkimizin gecikme sebebi tamamen alınan kararların bizden saklanmasından ötürüdür.”

tib tarafından servis sağlayıcılarına atılan kapatma emir mailleri ve bu maillerde yer alan yasaklı kelimeler son derece düşündürücüdür.
(ilgili mail’e buradan ulaşılabilir. hayir.kotusozluk.com/alanadiyasaklari.pdf )

tib’in sakıncalı bulduğu kelimelerden bazıları:
sarışın, haydar, lolita, gay, lezbiyen, türbanlı, liseli, olgun, yasak, itiraf, adrianne, hayvan, 31, bok…

filtreleme sistemi her ne kadar 22 ağustos 2011′de yürürlülüğe girecek dense de, şimdiden okullarda ve internet cafelerde filtreleme sistemi iş başındadır. bu gibi yerlerde yasaklanan site sayısı 1 milyonun üzerine çıkmıştır. filtre sistemi sakıncalı kelimelere denk gelen sayfalarda kendini göstermekte ve sayfaya erişimi durdurmaktadır.

filtereye takılan web sitelerinin çok büyük çoğunluğu hiçbir zararlı içerik bulundurmamakta ve hiçbir zararlı içerik bulundurmayan web sitelerinin neden yasaklandığı sorulduğunda ise “tüm siteleri kontrol etmek imkansızdı, bu yüzden tüm kişisel web sitelerini yasakladık.” cevabı alınmaktadır.

türkiye’de bu güne dek kapatılan web sitelerine her geçen gün yenileri eklenmekte ve kapatılan çoğu web site sahibi alınan kararlara itiraz edecek, kapatma kararları ile hukuki açıdan mücadele edebilecek maddi güce ne yazık ki sahip değil.
ve artık bildiğiniz gibi, web sitelerinin kapatılma olayları medyada da yer almıyor, en kötüsü de halkımız dayatılan sansüre her geçen gün alışıyor.

bugüne kadar türkiye’de kapatılan web sitelerinin kapatılma nedenlerinin %70′ini belli bir tanımı dahi olmayan “müstehcenlik” olduğunu biliyor muydunuz peki ?

bildiğiniz üzere müstehcenlik kavramı, kişilere göre değişkenlik gösterebilir. bizler bu gibi karmaşaların artık son bulmasını istiyoruz. bir site kapatma nedeni olan müstehcenliğin, ister istemez bir çeşit bahane olabileceğini düşünüyoruz.

sizlere geçen günlerde bazı devlet büyüklerimizin internet konusunda dile getirdiklerini aktarmak istiyorum.
recep tayyip erdoğan: “facebook çok sanal ve çirkin…”
bülent arınç: filtreleme sistemini eleştiren ümit boyner’e ithafen; “onlar iktidara gelirlerse pornoyu serbest bırakabilirler.”

özellikle sayın bülent arınç’ın söylediği söz dikkat çekici öyle değil mi ?

buraya kadar anlattıklarımız, çocukların güvenliği öne sürülerek devreye sokulmak istenen filtreleme sisteminin aslında çocuklar ile o kadar da alakalı olmadığını gözler önüne sermiş olmalıdır.
bizler çocukların güvenliğini sağlamanın ailelerin görevi olduğunu savunuyoruz, her aile kendi çocuğunu kendi değer yargılarına göre yetiştirmek, eğitmek ister, devletin belli kademelerinde bulunanan kişilerin değer yargılarına göre değil !

web sitelerini kapatmak yerine, aileleri bilinçlendirmek eminiz ki, çocukları internetin zararlarından korumak için çok daha başarılı ve etkili bir yöntem olacaktır. eğitim güvenlik için temel basamaktır.
tabi eğer filtreleme sisteminin getirilmesindeki gerçek amaç çocukların internetten olumsuz etkilenmesini engellemekse !

ve eğer, birçok insanın düşündüğü gibi; düşüncelerimizden korkulduğu, internet yandaş medya yapılamadığı için internetimize, fikirlerimize, ifade özgürlüğümüze darbe yapmaksa amaç, fikirlere kurşun işlemeyeceğini, mücadele etmekten yılmayacağımızı hatırlatırız.

eğer gerçekten devlet, insanlara gerekli filtreleme programlarını ücretsiz olarak sunamıyor, aileleri bu konuda bilinçlendiremiyorsa, bizler bilinçli ve farkında olan internet kullanıcıları elimizi taşın altına koymaya ve tüm internet kullanıcılarını bilinçlendirebilmek için gerekli atılımları yapmaya hazırız.

isteğimiz devlet eliyle filtreleme kararının geri çekilmesi yönünde, hepsi bu kadar.

zaman ayırıp, okuduğunuz için teşekkürler.

There are currently no comments.